Şu sınırsız, sorumsuz hızla akıp giden sözde sistemli ama aslen saçma gidişat içersinde en dürüst çıkışlar, en sıcak itiraflar nasılda çarçabuk yozlaşıp yok oluveriyor. Zannedersiniz ki hiç olmamış, yaşanmamış; yaşandıysa bile su olup akıvermiş. Unutulmuş aslında hepsi, hayatın sırrı kadar önemli ya da gecenin köründe uykudan sıçratan kara sinek kadar saçma ve boş; hiç farketmez. Unutturulmuş gibiler kendi kendimize. Sadece unutturulmuş 'gibi'... Yoksa bir yere kaybolup gittiği yok aslında kafamızda bilmem kaç parçaya bölünüp başka bir yerlerde sessizce birbirine üşüşen bu düşüncelerin...
Ah o toplumsal önyargılar yetmezmiş gibi bir de kendimizi kendi baskılarımızda nefessiz bırakırcasına sıkmaz mıyız !? Akıl olsa ne yarar. Bu oralarda bir yere kazınmış bir kere. Acı çekmekten zevk alırcasına her güzelliği, her sadeliği ve saflığı zorla kirletmeye alışan asalak bünyelerimiz şizonfrenmiş gibi suçu yine kendine atarak işin içinden sıyrılma görevini hep başarıyla yerine getirdi utanmadan.
Olmadı yine. Samimiyet kaybetti. Sıcaklık kayboldu. Dürüstlük öldü. Zaten güven hiç uğramasaydı da olurdu. İnsanlık sonsuz inzivaya çekildi. İnsanlığı kime göre, neye göre öldürdün diyene sorayım mı en son ne zaman birine kafandan geçenleri sorgusuz sualsiz söyleyebildin diye? Her geçen gün daralan vakti kendini arayana değilde; aradığını kendine adamaya şartlamış, bir de kendini arayanı olabildiğince dışlayıp rencide etmiş hain bünye.
Öyle olmasaydı da ne farkederdi ki? Bir çift zihin, bir çift beden, tek bir ruh olmuş olsa dahi melankolik olan daha çekici gelmedi mi dengesiz sana, bana, bize? Geç bunları güzel yüzlü kimse! Zamansız olanın yerini şaşırmış olmasından başka var mıydı dokununan hiç birimize?
İlgi görememiş, görünce kendini şaşırmış, dağıtmışda bir türlü toplayamamış en sonunda sarhoş oldum ben demiş ey cesur salak. Toplayamadın değil mi ağzını yaşadıklarından tecrübe almamışcasına? Bunca zaman kime ağzını açtında; açtığının, anlattığının paylaştığının hayrını gördün? Kabul et ama kaşındığını, rahatın bir yerlerine nasıl da battığını. Sokmadan kovana çomağın ucunu duramadın yerinde. Kimden sana, senden kime ne zarar geldi susarken? Kendini yalnızca kendinle paylaşırken. Çenenden çekmedin mi sen her içinden geçeni söylediğinde? Sanki toplum içersinde taktığın maskeden şikayetin mi vardı açıverdin kabak çiçeği gibi kendini.
Zaman istesen kime, neye ? Seni serseri şizofren önce baksana sen bi kendine var mı yaptıklarına bir diyeceğin, anlatacağın? Suçun olsa da, olmasa da arkasındaydın değil mi yaptıklarının? Yetmezmiş demek ki içine sıçtıkların. Bugün çıkıyorum yola bekle desen yalnız geliyorum diye gecikmedin mi karar vermeye?
Boş aslanım bunlar. Gereksiz. Saçma. Bitti senin tatlı rüyan. Soyutlanma zamanın geldi yine. Kendinden ve hepsinden. Huzuruna er ki, ne bir daha başkasının zihnini taciz et; ne de kendininkini karışık duruma sok. Ama en azında bu sefer düşünerek hareket et ki anla! Düşün ki kafana sok kendini sadece birinden, 'o'ndan soyutlamanın ne kadar imkansız olduğunu. 'O'nun yerini hazırlarken ihtimal buna veremedin ki şimdi buna engel olasın. Hatta iyice düşünkü bunun sonuncunun tanımsız bir vaka, bir paradoks olduğunu sadece kafana değil; al da müsait bir yerine sok!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yazıyom ben yaa!!