19 Nisan 2011 Salı

Sen de bi çürümüş et kokusu aldın mı?

Her geçen gün biraz daha yitiriyorum elimde olmadan, öyleyce kayıp gidiyor. İnan bana, ölümcül derecede hızlı. Çürüyor sanırım. Eğer yakında kokusu kulaklarımdan dışarı sızmaya başlarsa bunu anlayacağım. Şimdilik sadece bekliyorum, izliyorum. Bunu bile unutur oldum. Bazen de durup düşünüyorum acaba ben mi çok abartıyorum diye. Ama bu kadar olmaz ki, Yahu cümlenin sonuna doğru yaklaşınca, başında ne söylediğimi unutuyorum ((bkz. eternal sunshine of the spotless mind)).


Şimdi düşünüyorumda aslında tek sıkıntı öyle unutmak da değil. İçerde bir kaos var sanki. Herşey iç içe geçmiş, birbirine girmiş, bir taraflarını kurtçuklar kemirmiş. Özellikle bu problemin had safhaya ulaştığı şu günlerde sadece merakımdan kafatasımda ufak bir delik açıp, bir fener yardımıyla ayna karşısında içine bakacağım. Çözüm arayışımdan değil, diyorum ya; sadece merakımdan.


Bakma aslında bu anlattıklarıma. Bunların hepsi birer oyundan ibaret. 'O'nun düzenlediği küçük çaplı, eğlenceli, kurnazca oyunlar. Belki size söylemedimde, ben kendi kendime hep söylüyorum; kendi kendimizi tiye alıyoruz. Eğlenceli değil ama, hemde hiç! Gece sayıklamaları, gündüz rüyaları, ummadık anlarda kendi kendine beliren mimikler vs. Farkında mısınız bilmiyorum ama her birimiz potansiyel birer şizofreniz.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yazıyom ben yaa!!