Bu konu hakkında bundan daha yaratıcı bir başlık bulunamazdı. En azından yazarı olarak ben böyle düşünüyorum. Filmle arasındaki benzerlikleri açısından olabilir...
Kızın söylediklerine bakılırsa, gerçekleşen şeyler onu rahatsız etmiş görünüyordu. Böyle olmamalıydı. Çünkü kimse kimseyi zorlamamıştı, herkesin bilinci yerindeydi. Pişmanlık duymak, sonradan rahatsız olmak garipti. İkiside sarhoş değillerdi.
adam: bu gece ne sen, sen ol; ne de ben, ben olayım.
kız: ...
Gece sıradan başlamıştı aslında. İkisininde her zaman ki rutin buluşmalarından biriydi. İzlenen filmin yanısıra, adamın dönmemek üzere gidiyor olmasının etkisi büyüktü gerçekleşenler üzerinde...
kız: ya ben anahtarı evde unutsaydım, ya gece eve giremeseydik. Ne olurdu o zaman? Bunlar yaşanır mıydı?
adam: Söylediklerin sadece, yaşadıklarımızın ertelenmesine sebep olurdu. Bunların yaşanacak olma ihtimalini yok edemezdi.
O kadar zamandır birliktelerdi. Neredeyse, bereber yemedikleri hiç bir halt kalmamıştı. Her günlerinde birbirlerinin yanında oldular. Birbirlerinin her sorunundan haberdarlardı. Yaşadıkları kötü zamanların büyük bir bölümünü birlikte aşmışlardı. Çok tartıştılar. Çok kavga ettiler. Ama birbirlerinden hiç sıkılmadılar, hiç kopmadılar. Adam, kızın en yakın arkadaşının eski sevgilisiydi; kızda adamın eski dostunun eski sevgilisiydi.
kız: Ne yapıyoruz biz?
adam: Anlamış olsaydım, inan şu an anlatıyor olurdum.
adam: Sorgulamayı bırak artık.
Bunların olacağını nerden bilebilirlerdi ki? O güne kadar birbirlerini hiç arzulamışlar mıydı? Öyle bir duruma geleceklerini hayal etmişler miydi? Bunu biri mi planlamıştı? Bunların hiçbir önemi yoktu. Adam, kızın gizli sığınağını bulmuştu. Kız, adamın oraya girmesine engel olmadı. Gidişattan ikiside şikayetçi değillerdi. Aksine, memnunmuş gibi görünüyorlardı. Memnun olmalılardı. Yoksa bu, ikisinide çok üzerdi. Zaten ikisi sevgili olamazlardı. O konuda uyumsuzlardı. Ama çok iyi arkadaş olabilmişlerdi. Hem kız güzeldi, adam onun yanında babası gibi duruydu, kıza yakışmazdı.
kız: Sana sarılmak istiyorum, hadi yanıma yat.
adam: ...
Kız, düşüncelerini dile getirmede oldukça başarılıydı. O hep böyle yapardı. Adamda genelde susardı, bu konuda oldukça beceriksiz görünüyordu. Kızın bu cümlesini duyduğunda bir anda onun yanında bitiverdi. Yoksa yine birbirleriyle aynı şeyleri mi düşünüyorlardı? Adamında istediği bu muydu? Öyle olmalıydı ki, kızın bu isteğini tereddütsüz gerçekleştirdi.
kız: Bir kaç gün sonra gideceğini bildiğim ve bir süre sonrada hayatımdan tamamen çıkacağını bildiğim bir insanla neden bunları yaşıyorum ki?
adam: pişman mısın?
kız: Hayır... Ama ... Hayır pişman değilim.
O söz, adamı kırmıştı. Evet, bir kaç gün sonra, uzun bir süre dönmemek üzere uzaklara gidecekti. Ama hayatından tamamen çıkacağını bilmekte ne demekti? Kızın istediği bu muydu? Bunu işitmeyi geç, gerçekleşme ihtimalini düşünmek bile acı vericiydi. Onlar hep birbirlerinin hayatında olmalıydılar. Hastalıklı bir düşünce miydi bu? Hayır. Adam gidiyordu, bir gün dönecekti. Bencilce bir düşünceydi belkide ama geri döndüğünde kızı, bıraktığı gibi bulmak istiyordu. Öyle olmayacağını bildiği halde.
adam: ilk öpüştüğüm günü anımsıyorum.
kız: duygu olarak mı?
adam: evet. o an ki heyecanı tekrar hissediyorum.
...
adam: kan basıncımı arttırıyosun.
Beraber geçirdikleri vakitler oldukça değerli. Kimse onca zamanını nasıl geçtiğinin farkında değil. Zaman şaşılacak derecede hızlı. Onlar beraberken öyle. Ve şimdi biten sadece yazı olmalı, geri kalan herşey devam etmeli.
Ve adam, kızın yaşanan hiçbir şeyden rahatsız olmamış olmasını umuyor. Olmamalıydı...
Çalma listesinde sıradaki şarkı;
nancy sinatra - bang bang
ı was five and he was six we rode on horses made of sticks he wore black and ı wore white he would always win the fight bang bang he shot me down, bang bang ı hit the ground , bang bang that awful sound, bang bang my baby shot me down seasons came and changed the time when ı grew up, ı called him mine he would always laugh and say remember when we used to play bang bang ı shot you down, bang bang you hit the ground , bang bang that awful sound, bang bang ı used to shoot you downmusic played and people sang…just for me the church bells rang…now he`s gone ı don`t know why and till this day some times ı cry he didn`t even say goodbye he didn`t take the time to lie bang bang he shot me down, bang bang ı hit the ground , bang bang that awful sound, bang bang my baby shot me down.
Bu cümle, söz konusu durum için oldukça klişe ama; onlar birbirini seviyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yazıyom ben yaa!!